Son Kafes Kırılana Dek

ANKARA – Nata Vega Alışveriş Merkezi önünde yapılan basın açıklamasında AVM içinde Aqua Vega isimli bir “hayvan hapishanesi” kurulduğunu söyleyen Ankara Hayvan Özgürlüğü Kolektifi burada, “Serval kedisi, karakulak, flemish dev tavşanı, altın kafalı aslan, tamarin, dağ gelinciği marmoset, altuni sülün, nil timsahı, parma wallaby” gibi birçok vahşi kara hayvanı ile yüzlerce deniz canlısının yaşam alanlarından çok uzakta, yapay bir ortamda tutulduğuna dikkat çekti.

‘BU HAYVANLARIN YERİ DOĞADIR, AVM DEĞİLDİR!’

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Hayvanlar doğada kendine özgü varoluşları olan, duygu ve hisleri olan canlılardır fakat meta haline getirilerek satışların artması için kullanılıyorlar. Bu hayvanların yeri doğadır, bir AVM değildir.

Hayvanlar tıpkı insanlar gibi hissedebilen canlılardır. Yine biz insanlar gibi acıyı hissederler, aşırı sıcaktan ve soğuktan etkilenirler, hapsedilince özgürlüklerini ararlar. Hayvanların yemek, giyim ve eğmence sektörleri ile kozmetik deneylerinde kullanılması hayvanlara büyük acılar vermektedir. Bu nedenle her türlü hayvan sömürüsünü reddediyoruz. Hayvanların sirklerde, hayvanat bahçelerinde, akvaryumlarda sergilenmesini, ticari ihtiraslara kurban edilmesini ahlaken sorunlu buluyoruz.

Aqua Vega’daki hayvan hapishanelerinde esir tutulan hayvanlar bizlerden yardım bekliyor Aqua Vega’daki hayvanların özgür bırakılması yönündeki çağrılar Nata Holding tarafından dikkate alınmamış ve geçiştirilmeye çalışılmıştır. Hayvan esaretinin yasalara uygun olduğunu, her türlü izni aldıklarını belirterek konuyu çarpıtmakta, sömürüyü masum göstermeye çalışmaktadır. Kaldı ki yasalar mutlak ve değişmez hakikatler değildir, zaman ve koşullara göre değişebilmektedir.

Mevcut yasalar, hayvanları korumaktan uzaktır. Unutulmamalıdır ki günümüzden sadece iki yüzyıl önce insanların birer eşya gibi alınıp satılması ve köle olarak kullanılması da o zamanın yasalarına uygundu. Bugün ise hayvanlara yönelik bu tür şiddet ve işkence halen yasaldır. Hayvan esaretinin yasalara uygun olması, hayvanların acılarını azaltmaz, bu acımasız sömürüyü meşru gösteremez. Hayvan sömürüsünün yasal olması ahlaki olduğu anlamına gelmez.

Şu an yanı başımızda bulunan ve özgürlükleri elinden alınmış sessiz ve masum serval kedileri, gelincikler, timsahlar, balıklar, tavşanlar ve sülünler gibi pek çok hayvan adına Nata Holdinge’e çağrı yapıyoruz.

Bu zulme derhal son verin!

Aqua Vega’daki doğam ortamlarında yaşayamayacak hale getirilmiş bütün canlıları gerekli rehabilitasyon süreçlerinden sonra tabiatlarına döndürün.

Yasalara sığınma kolaycılığından vazgeçin!

Hayvanların sessiz çığlığına ve vicdanınızın sesine kulak verin!

Bu esaret son bulana kadar hayvanlar adına mücadelemizi kesintisiz olarak sürdüreceğimizi siz basın mensuplarına, Ankaralılara ve kamuoyuna bildirmek isteriz.” (DUVAR)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.